DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol grubu toplantısında ekonomi yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Babacan, ülkenin yüksek enflasyonu, alım gücündeki düşüşü ve reel sektördeki daralmayı gözler önüne serdi. “Devletin temel görevi ekonomiyi yönetmektir; zamları sadece izlemek değil,” diyerek mevcut yönetimin eylemlerini eleştirdi.
Pandemi ve uluslararası gelişmeleri bahane gösteren hükümete karşı çıkan Babacan, Türkiye’deki enflasyonun büyük ölçüde yönetim hatalarından kaynaklandığını savundu. Dünya genelinde gıda enflasyonunun pandemiden bu yana yüzde 40 civarında seyrederken, Türkiye’de bu rakamın yüzde 800’ü geçtiğini belirterek, bu farkın dışsal etkenlerle izah edilemeyeceğini vurguladı. “Bu, beceriksizliklerin bir bahanesi,” ifadelerini kullandı.
Babacan, vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, “Alım gücü eriyor ve halkımız her geçen gün daha da fakirleşiyor,” dedi. Asgari ücretle ilgili ara zam yapılmamasını eleştirirken, geçmişte en düşük enflasyon dönemlerinde dahi ara zam uygulandığını hatırlattı. “Bu, çalışanların haklarını gaspetmek anlamına geliyor. Bu bir kul hakkıdır,” şeklinde konuştu.
Hükümetin ekonomi politikalarını eleştirirken uygulamanın sadece faiz ve vergi artışına dayandığını ifade etti. “Faiz artırmak, vergi artırmak ve maaşları bastırmak dışında başka bir şey yapmıyorlar,” diye ekledi.
Reel sektörün durumuna da değinen Babacan, beyaz eşya ihracatındaki düşüşü örnek gösterdi. 2021 yılında 26 milyon adet olan beyaz eşya ihracatının 2025’te 20 milyona gerileyeceğini ve bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 23’lük bir düşüş yaşandığını belirtti. Hazır giyim, elektronik ve beyaz eşya gibi sektörlerin Türkiye ekonomisinin lokomotifi olduğunu ifade eden Babacan, bu sektörlerin teker teker çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
İş dünyasının karşılaştığı sıkıntılara da değinen Babacan, eleştirilerde bulunan iş insanlarına baskı yapıldığını savundu. “İş insanları ‘önümüzü göremiyoruz’ diyor, ama hemen soruşturmalar başlatılıyor. Böyle bir durum kabul edilemez,” dedi.
Gelir dağılımındaki dengesizliklere de dikkat çeken Babacan, ultra zenginlerin sayısının son beş yılda yüzde 93 oranında arttığını ifade etti. Bu artışın üretimden değil, faiz gelirlerinden kaynaklandığını belirterek, “Fakirden alıp zengine vermek bu sistemin temel sorunudur,” dedi.
Nüfus ve doğurganlık oranlarına da değinen Babacan, Türkiye’deki doğurganlık oranının uzun süredir düştüğünü vurguladı. 2017’den beri doğurganlık hızının 2,1’in altında, en son 1,48 seviyesine düştüğünü belirtti. Ekonomik şartların bu düşüşte önemli bir rol oynadığını dile getirerek, “İnsanlar geçim derdinde, geleceğe güven duymadan çocuk sahibi olmak istemiyor,” dedi.
Babacan, gençlerin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekerek, “Gençler bir kahve içmeye gidemiyor. Böyle bir ortamda ‘üç çocuk yapın’ çağrısı yapmak gerçekçi değil. Öncelikle ekonomiyi düzeltmek gerekiyor,” ifadelerini kullandı. Ekonomik güven ortamının sağlanmadan sosyal politikaların başarılı olamayacağını belirten Babacan, refah artışı ile birlikte doğum oranlarının da artacağını vurguladı.