Yaşar Kemal’in ‘biyoçeşitlilik’ imzası

Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Sistematik Botanik Profesörü Ali A. Dönmez’in yayıma hazırladığı ve İBB Yayınları’ndan çıkan “Toprağı Dinle Suyu Anla: Yaşar Kemal Eserlerinde Biyoçeşitlilik” kitabında Yaşar Kemal’in romanlarına taşıdığı dünya mercek altına alındı. Ünlü yazarın sürgün gibi geçen hayatında karşılaştığı çeşitliliği sanki öğretmek için yer verdiği sadece yöre halkının bildiği detayları kitaplarında okuyucuyla paylaştı.

İşte o kitaplarda bulunan çeşitliliğin detayları:

Madımak: Çobandeğneğigiller ailesinden, otsu bir bitkidir. Sebze olarak yemeği yapılan bu bitkinin kendine özgü hafif bir kokusu olur: “… üstü başı… madımak otu kokar, yağmurca tüyü kokar” ifadesinde madımak kokusuna dikkat çekilir.

İtburnu: Kuşburnu olarak da bilinen Gülgillerden çalı biçimli bitkidir. “İtburnu, salep çiçeği yürüdü yazı yabana” ifadesinde baharın coşkun gelişi anlatılır.

Su püreni: Akarsu kenarları ya da birikintilerinde yaygın olarak bulunan hoş kokulu bitkilerdir. Yaşar Kemal romanlarında sulak alan, dere kenarı ve yayla betimlerine eşlik ederler.

Bahar tayları: Güneşle insanlara umut, sevinç, neşe gelmektedir. Eserde, gecekondu çocuklarının oynamasını anlatmak için “Güneşte bahar tayları gibi oynuyorlardı” benzetmesi yapılmıştır. Yazarın eserlerinde ekolojik sorunlar ve değişimin izlerini de sürmek mümkün.

Denizin apaklanması: Eserde, trollerle avlanma sonucunda deniz kıyısının; birkaç metre içine kadar ters dönmüş balıklarla birlikte apak bir görünüşe sahip olduğundan bahsedilmiştir. Bu şekilde bilinçsiz ve dengesiz avcılık, birçok canlının zarar görmesine ve ölmesine neden olmakla beraber neslinin de tehlike altına girmesine sebep olmaktadır.

Yarpuz: Ballıbabagiller familyasına ait, nane türünden güzel kokulu bir bitki.

Küp Gölü: Eserde Ağrı Dağı’nın 4 bin 200 m. yüksekliğinde bulunan bu göl, günümüzde de varlığını koruyor.

Zahire: Gerektiğinde kullanılmak üzere saklanan tahıl, erzaktır. Diğer kokulardan ayrılabilen bir kokusu vardır. “Acı, sabun kokusu… Tuz, yeni kumaş, küf, zahire kokusu…”

Firez: Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap ya da ekini biçilmiş durumdaki tarladır. Bitkiden gelen isimler arasında.

Yalnızdut:Sıklıkla bahsedilen ağaçlardan biri olan ulu bir dut ağacının orada olmasıyla anılan ve bu ulu ağaçtan ismini alan bir yer olabilir.

Mucuk sineği: İnsanların ve hayvanların ağızlarına, gözlerine gelerek onları rahatsız eden küçük sineklerdir. Halk arasında küçük, rahatsız edici sineklere mucuk sineği denmektedir. “Ayran torbasına küçücük küçücük mucuk dedikleri sinekler çokuşmuştu.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir