Devlet sanatçısı, piyanist, ustaların ustası Ayşegül Sarıca hayatını kaybetti: Bir dönem kapandı

Sarıca, solist ve oda müziği yorumcusu olarak yurt içinde ve yurt dışındaki çalışmaları, aldığı ödüllerle Türkiye’nin tanıtımına katkı sağladı, örnek kişiliği ve yetiştirdiği öğrencilerle uluslararası alanda klasik müziğin gelişimine sağladığı yararlarla derin izler bıraktı. 

İstanbul’da 1935 yılında doğan Ayşegül Sarıca piyano eğitimine İstanbul Konservatuarı’nda başladı. Daha sonra Paris Ulusal Konservatuarı’na giderek Lucette Descaves (piyano) ve Pierre Pasquier’nin öğrencisi oldu. Paris Ulusal Konservatuarı’ndan birincilikle mezun olan Sarıca, daha sonra çalışmalarını Marguerite Long ile sürdürdü. Sanatçı 1959 yılında Marguerite Long-Jacques Thibaud Yarışması’nda Paris Kenti Ödülü’nü aldı. Bugüne kadar İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya, Belçika, Sovyetler Birliği, Macaristan, Çekoslovakya, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Avustralya’da pek çok konser verdi. Dervaux, Ancerl, Fourestier, Wallberg ve Fistoulari gibi ünlü şeflerle konser ve resitallere imza attı. Navarra, Ferras ve Schiff gibi virtüözlerle çalışan sanatçı 1968 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solistidir. 1974’de Fransa Kültür Bakanlığı tarafından kendisine “Chevalier de I’Ordre des Arts et des Lettres” madalyası verildi.

SAYISIZ KAYIT…

Sanatçı 1991 yılında Hikmet Şimşek yönetimindeki Macaristan Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Cemal Reşit Rey’in “Katibim” çeşitlemelerinin kayıtlarını yaptı. Sarıca’nın yaptığı diğer kayıtlar arasında; Ayla Erduran ile yorumladığı Grieg, Debussy ve Franck’ın keman piyano sonatları, Gürer Aykal yönetiminde Ankara Oda Orkestrası ile Mozart’ın 15. ve 23. konçertoları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Beethoven’in 3. ve 4. konçertoları ve Bilkent Senfoni Orkestrası ile Schumann’ın La Minor Piyano Konçertosu yer alıyor. 

KİTABI YAZILDI

Sanatçının ayrıca Schubert ve Rachmaninov’un Moments Musicaux dizilerini içeren bir resital kaydı da bulunuyor. Birçok ulusal ve uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapan Ayşegül Sarıca’ya 1971’de Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 2006 yılında İstanbul Kültür Sanat Vakfı Onur Ödülü, 2018 yılında Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası sunulan Ayşegül Sarıca’nın sanat yaşamı ödül bağlamında Serhan Yedig’in kaleme aldığı Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları’ndan 2021 yılında çıkan “Ayşegül Sarıca – Piyano Çalmak Güzelliklerde Yaşamaktır” kitabında anlatıldı. Sanatçı, iki çocuğunun, Osman ve Selçuk Zeynep’in babaları sanat tarihçisi, akademisyen, milli basketbolcu Nejat Diyarbekirli’yi 2017 yılında, en kıymetli destekçisi ablası Mehveş Sarıca Subaşı’nı 2022 yılında kaybetmişti. 

NE DEDİLİER?

‘MOZARTI O ÖĞRETTİ’

Gürer Aykal (şef): “Ben CSO’da keman çalarken Ayşegül Sarıca, Alman, Avusturyalı şefler varken bile onlara Mozart’ı öğretti. Dolayısıyla ben daha o günlerden Mozart’ı onunla tanıdım. İleride çok konserler verdik, sıcak kişiliğini, müziğe bakışını birlikte paylaştık. Benim ablamdı. Bir kez olsun ağzından herhangi birine üzücü bir söz duymamışımdır. Bütün müzik severlerin başı sağ olsun. Ailesinin de acısını yüreğimden paylaşıyorum.”

‘ÖNDER BİR KİŞİLİK’

Rengim Gökmen (şef): “Ayşegül Sarıca sanatçılığı ve insanlığıyla hepimize ders vermiş bir kişiliktir. İlk konserlerimde solistim olmuş, bana bir önder kişilik olarak gözükmüştü. Onunla yaptığımız konserler ve çalışmalar benim için yol gösterici olmuştur. Özellikle tuşesi, birikimi bilgisi ile Mozart stilini bize o öğretmiştir. Daha yeni görüşmüştük. Hiç aklımıza gelmezdi. Sanat camiamız çok önemli bir kişiliği yitirdi.”

‘KATKISI ÇOK BÜYÜK’

Aydın Karlıbel (piyanist, besteci, şef): “Dünyanın en yüksek mertebesinde, kelimelerin yetersiz kalacağı olağanüstü derinliği, hassasiyeti, kültürü olan bir sanatçıydı. Bu kadar sevilen bir sanatçı, mütevaziliğin şahikasında bir sanatçı az yetişir. İstanbul’a çok büyük katkıları oldu. Son yirmi senede MİAM’da sayısız öğrenci yetiştirdi. Ben de doktoramı elinde yaptım, son derece faydalandım. Tek piyano konçertomu kendisine ithaf ettiğimde çok duygulanmıştı.”

‘KAYITLARI BEKLİYOR’

Serhan Yedig (gazeteci, yazar): “Onun süzgecinden geçen Ayşegül Sarıca kitabının yazarken kayıt yapması için çok ısrar ettim. Etrafında Nihayet harekete geçti solo kayıtlar yapmaya başladı. Babajim İstanbul stüdyosunda iki albümü dolduracak kadar eser kaydetti. Bir şeyler daha kaydetmeyi planlıyordu. Araya pandemi girdi. Şimdi olması gereken Ayşegül Hanım’ı o kayıtları çıkararak anmaktır.”

‘SAKIN, SABIRLI, TİTİZ…’

Ali Darmar (besteci, piyanist): “Bir dönem kapandı. Bu bir bayrak yarışı, ben de diğer öğrencileri de bir eseri nasıl çalışacağımızı ondan öğrendik. Beraber çalışmaya 54 yıl önce öğrencisi olarak başladım. Hiç kopmadık. Bilkent’te 2000 yılına kadar birlikte ders verdik. Ders verirken de konsere hazırlanırken de gayet sakin, zevkle, sabırla, titizlikle çalışırdı. O disiplini solumakla da çok şey öğrendim. Eserlerimin ilk seslendirilişini yaptı. Dolu dolu bir yaşamında herkese yol gösterdi.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir