Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS) tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de İnanç ve Dindarlık” anketinin sonuçları, ilgi çekici bulgular ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 84’ü Türkiye’yi ‘laik bir ülke’ olarak tanımladı. İşte anketin detayları…
TGSS, Türkiye genelini temsil eden 2.615 kişi ile gerçekleştirdiği 589 soruluk anketin sonuçlarını duyurdu. Ankete katılan bireylerin büyük bir kısmı, Türkiye’nin laik bir devlet yapısına sahip olduğunu vurguladı. Bu bulgu, halkın din ve devlet ilişkilerine dair algısının hukuki tanımlama ile örtüştüğünü gösteriyor. Laiklik kavramı, toplumun farklı kesimlerinde geniş bir kabul görmüş durumda.
İnançla ilgili veriler de dikkat çekici: Katılımcıların yüzde 94’ü Allah’ın varlığına inandığını belirtti ve bu konuda herhangi bir şüphe taşımadığını ifade etti. Kendini “Müslüman” olarak tanımlayanların oranı toplumun büyük bir kısmını oluştururken, “Ateist”, “Deist” ve “Agnostik” gibi tanımlamalara sahip olanların oranı oldukça düşük kaldı.
Anketin önemli bulguları arasında şunlar yer alıyor:
– Türkiye toplumunun yüzde 67’si kendini “dindar” ya da “çok dindar” olarak görüyor.
– Beş vakit namaz kılanların oranı yüzde 40.
– Ramazan orucunu tutanların oranı ise yüzde 76.
– Kadınların Allah inancının erkeklere göre daha yüksek olduğu gözlemlendi.
– Eğitim seviyesi arttıkça Allah’a olan inançta bir azalma görülüyor.
– Kırsal kesimde Allah inancı, kentlere göre daha güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor.
– Yaş ilerledikçe bireylerin kendilerini daha dindar olarak tanımlama eğilimi artıyor.
– Beş vakit namaz kılan kadınların oranı, erkeklerden daha yüksek çıkıyor.
– İleri yaş gruplarında düzenli namaz kılma oranı gençlere göre daha fazla.
– Yüksek eğitim seviyesine sahip bireylerde düzenli namaz kılma eğilimi azalıyor.
– Erkeklerin yüzde 76’sı cuma namazını düzenli olarak kıldığını ifade ediyor.
– Cuma namazına katılım tüm yaş gruplarında yüksek seyrederken, ramazan orucuna en fazla katılım 18-24 yaş aralığındaki gençlerde gerçekleşiyor.
– Kadınların yüzde 54’ü günlük yaşamlarında düzenli olarak başörtüsü takıyor ancak genç kadınlardaki başörtüsü kullanımı diğer yaş gruplarına göre daha düşük.
– Kırsal kesimlerde yaşayan kadınların başörtüsü takma oranı, şehirdekilere göre daha yüksek.
Toplumun yüzde 84’ü laik bir ülkede dinin rahatlıkla yaşanabileceğine inanıyor. Katılımcıların yüzde 82’si din ve siyasetin ayrılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, toplumun yüzde 78’i dini liderlerin seçimlerde oy kullanma üzerinde etkisi olmaması gerektiğini düşünüyor. Din alanındaki etkilerin azalması durumunda ülkenin daha iyi olacağı fikrine ise toplumun yüzde 57’si karşı çıkıyor. Katılımcıların yüzde 56’sı anayasanın hiçbir maddesinin Kur’an ile çelişmemesi gerektiğini savunurken, medeni kanunun İslam hukukuna uygun olması gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 48.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na güvenmediğini ifade edenlerin oranı yüzde 58, cami imamlarına güvenmeyenlerin oranı ise yüzde 40 olarak kaydedildi. Dini mucizelere inananların oranı yüzde 75, nazara inananların oranı ise yüzde 69. Büyü, burçlar ve fal gibi kültürel inançlara duyulan inanç ise genel olarak düşük seviyelerde kalıyor. Kadınlar, dini mucizelere, nazara ve burçlara inanma konusunda erkeklerden daha yüksek oranlar sergiliyor. Gençler ise yaşlılara göre kültürel inançlara daha fazla eğilim gösteriyor. Türkiye’nin doğu bölgelerinde inanç düzeyleri ve ibadet pratikleri ülke ortalamasının üzerinde seyrederken, Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde dini pratiklerde belirgin bir düşüş görülüyor. Anayasa ve yasaların İslam referanslarına uyumlu olması gerektiği görüşü doğu bölgelerinde daha fazla destekleniyor.